Çocuğumun Davranışı mı, Benim Tetikleyicim mi?
PDF olarak indirYayınlanma tarihi: 05.10.2026
Ebeveynin kendi sinir sistemini fark etmesi ve çocuğuyla birlikte sakinleşebilmesi (Eş Düzenleme)
Bazen çocuğumuzun yaptığı küçücük bir şey, içimizde büyük bir tepki yaratabilir.
Dağınık bırakılmış bir oda…
Üçüncü kez söylenmesine rağmen yapılmayan bir ödev…
Kardeşiyle kavga eden bir çocuk…
“Hayır!” diye bağırması…
Sabah evden çıkmaya çalışırken yaşanan küçük bir kriz…
Ve bir anda sesimiz yükselir.
“Kaç kere söyleyeceğim?”
“Artık yeter!”
“Beni hiç dinlemiyorsun!”
Sonra çocuk sakinleşir, ev sessizleşir ve içimizden şu soru geçebilir:
“Neden bu kadar büyük tepki verdim?”
İşte tam burada çocuğun davranışından biraz uzaklaşıp kendi sinir sistemimize bakmak önemli hale gelir.
Çocuğumuz her zaman bizi tetiklemez; bazen davranışının bizde dokunduğu bir yer vardır.
Çocukların davranışları bazen bizim geçmiş deneyimlerimizle, beklentilerimizle veya o anki yorgunluğumuzla birleşebilir.
Örneğin, çocuğunuzun dağınıklığı yalnızca dağınıklık olmayabilir.
Sizin için “sorumluluk almamak” anlamına gelebilir.
Çocuğunuzun size cevap vermesi yalnızca bir çocuğun itirazı olmayabilir.
Sizde “saygısızlık” veya “kontrolü kaybetme” duygusunu tetikleyebilir.
Çocuğunuzun ağlaması yalnızca onun üzüntüsü olmayabilir.
Sizde çaresizlik veya “bunu hemen düzeltmeliyim” hissi yaratabilir.
Bu nedenle eş düzenleme yalnızca çocuğun sinir sistemini düzenlemek değildir.
Bazen ilk adım, ebeveynin kendi sinir sistemini fark etmesidir.
Tetiklendiğimi nasıl anlayabilirim?
Bedenimiz çoğu zaman zihnimizden önce fark eder.
Çocuğunuzun davranışı karşısında:
- çenenizin veya omuzlarınızın gerildiğini,
- nefesinizin hızlandığını,
- sesinizin yükseldiğini,
- kalbinizin hızlandığını,
- bedeninizin öne doğru hareket ettiğini,
- “Artık dayanamıyorum!” düşüncesinin geldiğini
fark edebilirsiniz.
Bunlar size şunu söyleyen küçük işaretler olabilir:
“Şu anda sadece çocuğumun davranışına değil, kendi sinir sistemime de bakmam gerekiyor.”
Tetiklendiğiniz anda ne yapabilirsiniz?
1. Önce durun ve nefesinizi fark edin.
Her şeyi o anda çözmek zorunda değilsiniz.
Bir saniyelik duraklama bile önemlidir.
Çocuğunuza cevap vermeden önce nefesinizi fark edin.
“Şu anda bende ne oluyor?”
diye kendinize sorun.
2. Bedeninizi fark edin.
Kendinize şu üç soruyu sorabilirsiniz:
- Bedenimde neresi gerildi?
- Nefesim nasıl?
- Nabım hızlanıyor mu, yavaşlıyor mu?
Amaç kendinizi analiz etmek değil.
Sadece bedeninizin verdiği sinyali fark etmek.
Çünkü fark etmek, değiştirmekten önce gelir.
3. Çocuğun davranışı ile kendi yorumunuzu ayırın.
Çocuğunuz:
“Ödevimi yapmak istemiyorum!”
dediğinde zihniniz hemen şunu söyleyebilir:
“Beni hiç dinlemiyor.”
Oysa bunlar aynı şey değildir.
Gözlem:
“Çocuğum şu anda ödev yapmak istemiyor.”
Yorum:
“Çocuğum akademik gelişimi önemsemiyor.”
Bu ikisini birbirinden ayırmak, tepkinin şiddetini azaltabilir.
4. Kendinize küçük bir alan açın.
Tetiklendiğinizde hemen cevap vermek yerine:
“Bir dakika sakinleşmeye ihtiyacım var.”
diyebilirsiniz.
Eğer çocuk güvendeyse birkaç adım uzaklaşmak, su içmek, birkaç yavaş nefes almak veya bedeninizi hafifçe hareket ettirmek yardımcı olabilir.
Bu bir kaçış değildir.
Kendinizi yeniden düzenlemek için kısa bir mola vermektir.
“Ben neden buna bu kadar tepki veriyorum?”
Bazen bu sorunun cevabı bugünde değildir.
Çocuğun davranışı geçmişte yaşadığınız bir deneyimi hatırlatabilir.
Örneğin çocuk hata yaptığında çok sert tepki veren bir ebeveyn, kendi çocukluğunda hatalara karşı çok az tolerans görmüş olabilir.
Çocuğun itiraz etmesi, geçmişte “itaat etmek zorunda olma” deneyimlerini hatırlatabilir.
Çocuğun ağlaması, ebeveynde kendi çocukluğunda öğrenmiş olduğu “güçlü olmalıyım, ağlamamalıyım” mesajlarını harekete geçirebilir.
Burada amaç geçmişi suçlamak değildir.
Ama şu soruyu merak etmek faydalı olabilir:
“Çocuğumun davranışı bende hangi anlama dokunuyor?”
Her tetiklenmede sakin kalmak mümkün mü?
Hayır.
Ve ebeveynlik, hiç tetiklenmemek demek değildir.
Bazen yorulacağız.
Bazen sesimizi yükselteceğiz.
Bazen sabrımız azalacak.
Önemli olan kusursuz olmak değil, ilişkiyi yeniden kurabilmek.
Çocuğunuza daha sonra:
“Az önce sesimi yükselttim. Çok gerilmiştim. Bunu daha sakin söyleyebilirdim.”
diyebilmek çok değerlidir.
Bu cümle çocuğa yalnızca özür dilemeyi değil, kendi davranışını fark etmeyi ve ilişkiyi onarmayı da öğretir.
Ebeveynin küçük Gaki molası
Bir sonraki zor anda kendinize şu 5 soruyu sorabilirsiniz:
- Şu anda bedenimde ne hissediyorum?
- Nefesim nasıl?
- Çocuğumun yaptığı şey ile benim ona yüklediğim anlam aynı mı?
- Çocuğumun şu anda gerçekten neye ihtiyacı olabilir?
- Cevap vermeden önce kendime birkaç saniye verebilir miyim?
Ve belki de en önemlisi:
“Çocuğumu düzenlemeden önce, kendi sinir sistemime bir bakabilir miyim?”
Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, bedenimizdeki sakinliği, gerilimi ve güven duygusunu da hissederler.
Eş düzenleme, mükemmel bir ebeveyn olmak değildir.
Bazen sadece bir an durmak, nefes almak, bedenimizi fark etmek ve çocuğumuzun karşısına yeniden bağlantı kurarak geçmektir.
Benzer İçerikler
Ebeveynin 10 Tetikleyicisi
“Kaç kere söyleyeceğim?”, “Ödevini yap!”, “Hemen hazırlanmalısın!” Ebeveynlerde sık tetikleyici olan 10 durum, o anlarda sinir sisteminizde neler olabileceği ve çocuğunuza söyleyebileceğiniz cümleler.
İncele →Sadece Tetikleyicileri Değil, Işıltıları da Fark Et
Ebeveynlikte çoğu zaman bizi neyin zorladığına odaklanırız. Sinir sistemimize güven, bağlantı ve huzur veren küçük anları, yani ışıltıları fark etmek de en az o kadar değerlidir.
İncele →Bedende Kalmak Ne Demek?
Bedende kalmak; bedenimizi hemen sakinleştirmeye çalışmadan, olup bitene merakla dikkat vermektir. Beden duyumlarını fark etmenin sinir sistemiyle ilişkisi.
İncele →